Hizmetlerimiz
Sınai Mülkiyet Hukuku ile ilgili olarak müvekkillerimize sunduğumuz başlıca hizmetler şunlardır:
- Marka yaratma ve tescil sürecinde danışmanlık
- Tasarım hakkının korunması ve tescil sürecinde danışmanlık
- Marka, patent ve tasarım hakkından doğan uyuşmazlıkların çözümü
- Tecavüzün önlenmesi, kaldırılması, maddi manevi tazminat, iptal davalarının yürütülmesi
- Lisans sözleşmelerinin hazırlanması, ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümü
Markayı Tescil Ettirmek Gerekli mi?
Tescil ettirilmeyen markalar genel hükümlere göre (haksız rekabet hükümleri) korunur. Örneğin tescilsiz bir markaya tecavüz durumunda marka hakkına tecavüze ilişkin hukuk davaları açılamaz[1], bu marka tanınmış bir marka dahi olsa 6769 s. SMK’daki cezai hükümler uygulanmaz.
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun sağladığı geniş kapsamlı korumadan faydalanabilmesi için markanın tescil edilmiş olması gerekmektedir.
Marka Tescil Sürecinde Danışmanlık
Marka tescil sürecinde gerek Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) gerekse AB Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) nezdinde yapılan başvurular için Antalya başta olmak üzere tüm Türkiye’deki müvekkillerimize danışmanlık hizmeti veriyoruz.
Hatalı Tescilin Riskleri
Marka, işletmenin kimliğinin önemli bir parçasıdır. Marka tescil başvurusunun hatalı yapılması başvurunun reddi veya itirazlar gibi sorunlara neden olabileceği gibi ilerleyen süreçte çok daha ciddi hukuki uyuşmazlıklara ve maddi zarara da neden olabilir.
Hatalı tescil ve kullanımın bir başkasının markasına tecavüz teşkil etmesi durumunda marka hakkına tecavüz edilen taraf maddi tazminat, manevi tazminat ve itibar tazminatı talep edebilecektir. Buradaki maddi tazminatı açarsak maddi tazminat, marka hakkı tecavüze uğrayanın hem fiili zararını hem de yoksun kaldığı kazancı kapsar.
Fiili zarar kalemleri bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında “…Marka hakkına tecavüzün önlenmesi için yapılan masraflar, dava masrafları, mal veya hizmet pazarında pazar kaybı, yatırımların bu süreçte boşa gitmesi, istihdam edilenlere bu süreçte ödenen fazla paralar ile bunun telafi edilmesi için yapılan masraflar (promosyon, kalıp ve ambalaj değiştirme, imaj yenileme, imajı hatırlatma, karışıklığı kaldırma masrafları vs.) …” olarak sayılmıştır[2].
Marka hakkı tecavüze uğrayan taraf fiili zararı dışında yoksun kaldığı kazancı da şu üç haktan birini seçerek talep edebilir (6769 s. SMK m. 151):
a) tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
b) tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
c) tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.
Marka hakkı tecavüze uğrayan, bu üç seçenekten kendisi için en avantajlı olanı talep etme hakkına sahiptir. Kanunda bu denli detaylı hesaplama yolları belirlenmiş olması, marka ihlallerinin maliyetinin son derece yüksek olabileceğini göstermektedir. Bu gibi sorunların önüne geçmek için marka başta olmak üzere tüm sınai mülkiyet haklarının (tasarım, faydalı model, patent) tescil süreçlerinin dikkatle yürütülmesi gerekmektedir.
Tasarımları Tescil Ettirmek Gerekli mi?
Türkiye’de tasarım hakkının korunması için tescil şart değildir. Ancak tescilli tasarım daha geniş ve uzun süreli bir korumadan yararlanırken tescilsiz tasarım için bu koruma daha sınırlıdır.
Tescilsiz tasarımda koruma süresi üç yılken tescilli tasarımda bu süre tescil için başvuru tarihinden itibaren beş yıldır. Ayrıca bu süre yenilemelerle toplamda yirmi beş yıla kadar uzatılabilir (SMK m. 69/1-2).
Tescilli tasarım sahibi, üçüncü kişilerin izinsiz her türlü ticari kullanımını (üretim, satış, ithalat vb.) engelleme hakkına sahiptir.
Tescilsiz tasarım sahibi ise sadece tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin “kopyalanarak alınması” hâlinde müdahale hakkına sahiptir. Eğer üçüncü kişi tasarımı bağımsız olarak (kopyalamadan) oluşturmuşsa ve tescilsiz tasarımın varlığını makul yollarla bilmesi mümkün değilse, bu durum ihlal olarak değerlendirilmez (SMK m.59/1-2).
Kısa süreli (moda vb.) ürünler için tescilsiz koruma (3 yıl) yeterli olabilirken; uzun vadeli ticari yatırımlar için 25 yıla kadar uzatılabilen ve daha güçlü koruma sağlayan tescil yoluna başvurulması önerilmektedir.
[1] Y11HD, 07.07.202, E. 2024/6772, K. 2025/4943
[2] YHGK, 18.04.2019, E. 2017/11-66, K. 2019/480 (Akt. Cahit Suluk, Rauf Karasu, Temel Nal. Fikri Mülkiyet Hukuku. 2024. s. 418)
